Birisine gerçekten sevgiyle
bağlanmak mı? Yoksa bağlandığını söyleyip yalanlar üzerine uçkurunuz uğruna bir
ilişki yaşamak mı? Seçimin hangisi olurdu?
Muhtemelen “sevgiyle bağlanmak”
diyeceksin ve ilişkinin gidişatını yaşarken de “uçkurunun uğruna” bir ilişki
yaşayacaksın. Evet bu bir gerçek. Bazen çevreme bakıyorum da böyle arkadaşlarım
var. Mesela İstanbul’daki bazı arkadaşlarım sadece “seks” üzerine ilişki
kuruyor. Ulan adam resmen “ben yatmak için hatun arıyorum” diyor ve buluyor da.
Yani fuckbody bulmak hiç de zor değil artık kadınlar için. Erkekler için de
öyle.
Kısacası şu sıralar herkes cinsel
hayatlarına aşk etiketini yapıştırıyor ve aşkı bel altına sokuyor. Böylece aşk
denilen kavramı da sikmiş oluyor.
Her neyse. Bayadır yazı
yazmadığımı fark ettim. Aslında bazen yazasım geldi ama kaçtım. Neyden
kaçtıysam artık. Zaten okuyan da yok amına koyim. Böylesi daha iyi lan. Kendimi
yazarak rahatlatıyorum.
Ama şu bir gerçek ki, elimde
olsaydı edebiyat, psikoloji falan okumak isterdim. Değişik şeyler. Hele ki şu
sıralar izlediğim yabancı bir dizi baya etkiledi beni. Dizide hatunla adamın
arası bozuluyor ve ben de mal gibi, bildiğin karı gibi üzülüyorum lan. Harbiden
bak. Mutlu olsunlar istiyorum mesela. Ama mutlu olacaklarını da anladım
sonunda. Hatun da çok tatlı. Sırf onun için izliyorum zaten diziyi.
Düşünsene, beynine yeteri kadar
elektrik verilirse sayısal zekanın 24 saat süreyle mükemmel olacağı söyleniyor.
Bu bir gerçek. İnsan beyni bunu yapabiliyor. Özür dilerim. Unuttum. Bende beyin
de yoktu. Her neyse, siz beyni olanlar bunu bir düşünün. Fakat 220 voltu
kendinize vererek patates kızartmasına dönmesin sakın. Bu bilimsel bir
araştırmanın sonucu bildiğim kadarıyla.
Bacağımdaki kıllar gibi
karmakarışık bi yazı oldu lan bu. Siktir et, ben olsam okumazdım bu yazıyı. Her
yazıda olduğu gibi bu yazıda size şarkı dinletmeyeceğim. Ne dinliyorsanız ona
devam edin.
En önemlisi, kalbinizde çalan
müziğe kulak verin. Hem kalbinizi hem de ruhunuzu besler o şarkı.