29 Kasım 2012

Sigara

Binaya sigarayla girmemek için binanın girişinde sigaramı bitirip öyle girmek istedim. Sokağa arakam dönük bir şekilde oturuyordum kapının önünde. 3 gençten birisi seslendi, arkanı dönüp baktım. Sigara istiyorlardı. Çağırdım yanıma.

Kısa bir konuşma geçti aramızda. Henüz liseye yeni başlamış bu gençlerin bir anda 20 sene sonraki halleri geldi gözümün önüne. Benim ise sigaraya ilk başladığım zamanlar geldi. Sigaraya neden başladığımı da hiç kimse bilmez. Çocuklara birer tane sigara verdim. Sigarayı vermemde etkili olan şey ise; en az 18 saattir sigara içmiyor oluşumdu. Hani çöle düşersin de susuzluktan ölecek gibi olursun ya işte sigarasızlıkta öyle bir şey. Zaten o kadar saatten sonra içtiğim ilk sigara başımı döndürüyor. Her neyse. Sonra da klasik bir cümle kurdum: “Oğlum sigarayı bırakın. İyi bir şey değil.”

Beni dinlemeyecekleri kesindi. Birisi giderken seslendi: “Sen bırakamıyorsun değil mi abi?” diye. Evet. Amına koduğumun sigarasını bırakamıyorsun. Burnundan akan sümük gibi her zaman yanında oluyor.

Bazen derler ya “bazı şeyler tamamen psikolojik” diye. Birçok yaşlı insanın hastalığının nedeni de tamamen psikolojik bence. “pozitif düşünmek ve öyle yaşamak” insanı daha uzun ömürlü yaptığı düşüncesindeyim. Hasta olduğun zaman “ölüyorum yaa!” değil de “iyiyim ben. Bir şeyim yok” diyebiliyorsan bir adım öndesin demektir.

Yazarken insan daha çok düşünüyor diyorlar ama sigara hakkında bir şeyler yazarken aklıma bir bok gelmiyor. Pişmanlıktan başka hiçbir şey düşünemiyorum. Sigara içmeyin ulan işte.

Kaldı ki sigaraya 18–19 yaşlarında başladım ben. Çok geç sanırım. Bırakmak zor değil de insan içiyor işte.

Fazla saçmalamayayım ben.

 Dinleyelim:  Requiem For a Dream - Piano

2 yorum:

  1. O degilde, sigaraya yatirilan butun paraya lanet olsun simdiye zengin olmustuk aq asfgsgzhdhshhzz

    YanıtlaSil
  2. Senin içtiğini bilmiyordum lan?

    YanıtlaSil